Kasten öldürme suçunda haksız tahrik (TCK m. 29) hükümlerinin uygulanabilmesi için 'haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elem' unsuru nasıl yorumlanmalıdır? Metindeki madde gerekçesine göre, 'töre veya namus cinayeti' olarak adlandırılan durumlarda haksız tahrik indiriminin uygulanmasının önüne geçilmek istenmesinin sebebi nedir?
Haksız tahrik hükümlerinin uygulanabilmesi için 'haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elem' unsurunun iki bileşeni vardır: 1) Haksız Fiil: Mağdurdan faile yönelen ve hukuk düzenince tasvip edilmeyen, hukuka aykırı bir eylem veya söz olmalıdır. Bu fiilin ceza kanunlarında suç olarak tanımlanması şart değildir; bir hakaret, bir tokat veya bir aldatma eylemi de haksız fiil sayılabilir. 2) Hiddet veya Şiddetli Elem: Bu haksız fiilin, failin psikolojisinde ani bir öfke patlaması (hiddet) veya derin bir üzüntü ve acı (şiddetli elem) hali yaratması ve suçun bu yoğun ruhsal durumun etkisi altında işlenmesi gerekir. Failin, soğukkanlı bir şekilde değil, tahrikin yarattığı psikolojik etkiyle hareket etmesi aranır. Metindeki TCK m. 29 gerekçesine göre, 'töre veya namus cinayeti' olarak adlandırılan durumlarda haksız tahrik indiriminin uygulanmasının önüne geçilmek istenmesinin temel sebebi, bu tür eylemlerin kaynağının mağdurun haksız bir fiili olmamasıdır. Aksine, mağdur (örneğin cinsel saldırıya uğrayan kadın), kendisi bir suçun mağduru iken, fail (baba, kardeş vb.) toplumun veya ailenin 'namus' anlayışına dayanan, hukuken hiçbir karşılığı olmayan ve tamamen sübjektif bir gerekçeyle hareket etmektedir. Mağdurun eylemi değil, failin kendi değer yargıları ve töresel baskılar suçun motivasyonunu oluşturur. Gerekçede belirtildiği gibi, 'bir suçun mağduruna yönelik olarak gerçekleştirilen fiiller dolayısıyla fail haksız tahrik indiriminden yararlanamayacaktır'. Kanun koyucu, bu türden çağdışı ve vahşi eylemleri haksız tahrik indirimiyle 'meşrulaştırmanın' veya cezasını azaltmanın önüne geçmeyi amaçlamıştır.