Suça sürüklenen çocuğa (SSÇ) yapılacak tebligatın usulü nedir? Tebligatın SSÇ yerine yasal temsilcisine veya müdafiine yapılması hangi durumlarda geçerlidir? SSÇ'ye usulüne uygun tebligat yapılmamasının kanun yolu sürelerine etkisi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #187155

SSÇ'ye yapılacak tebligatın usulü, çocuğun yaşına ve ayırt etme gücüne göre farklılık gösterir. Tebligat Kanunu m.11 ve CMK hükümleri birlikte değerlendirildiğinde şu sonuçlara varılır: 1) Müdafie Tebligat: Kural olarak vekille/müdafi ile takip edilen işlerde tebligat müdafie yapılır (Teb. K. m.11). Ancak CMK, kararların sanığa tebliğine ilişkin hükümleri saklı tutmuştur. Bu nedenle, en sağlıklı uygulama hem SSÇ'ye (veya yasal temsilcisine) hem de müdafiine tebligat yapılmasıdır. 2) SSÇ'ye/Yasal Temsilciye Tebligat: a) 12 Yaşından Küçük Çocuklar: Ayırt etme güçleri mutlak olarak yok sayıldığından, tebligatın doğrudan yasal temsilcisine (veli/vasi) yapılması gerekir. b) 12-15 Yaş Arası Çocuklar: Bu yaş grubundaki çocukların işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yetenekleri somut olaya göre değerlendirildiğinden, çocuğun ayırt etme gücünün varlığı saptandıktan sonra kendisine tebligat yapılabilir. Ancak genellikle yasal temsilciye yapılması tercih edilir. c) 15-18 Yaş Arası Çocuklar: Kural olarak ayırt etme güçleri var kabul edildiğinden tebligatın doğrudan kendilerine yapılması gerekir. Yargıtay 3. CD'nin 2016/12341 E. sayılı kararı, SSÇ ile birlikte oturan annesine yapılan tebliği usule uygun kabul etmiştir. SSÇ'ye usulüne uygun tebligat yapılmaması, kanun yolu sürelerinin (istinaf/temyiz) işlemeye başlamasını engeller. Süreler, usulsüz tebligata rağmen SSÇ'nin kararı öğrendiğini beyan ettiği tarihten itibaren başlar. Eğer SSÇ kendisine müdafi atandığından haberdar edilmemişse, sadece müdafie yapılan tefhim veya tebliğ hukuki sonuç doğurmaz ve süreleri başlatmaz; bu durumda kararın bizzat SSÇ'ye de tebliğ edilmesi gerekir (Yargıtay 13. CD, 2018/8764 E.).