CMK m. 150/2 uyarınca suça sürüklenen çocuk (SSÇ) için görevlendirilen zorunlu müdafiin iradesi ile SSÇ'nin iradesi kanun yollarına başvuru konusunda çelişirse hangi irade üstün tutulur? (CMK m. 266/3) Bu kuralın temel amacı nedir ve SSÇ'nin lehine olacak şekilde nasıl yorumlanmalıdır?
CMK m. 266/3'e göre, CMK m. 150/2 uyarınca kendisine zorunlu müdafi atanan şüpheli veya sanıklar (suça sürüklenen çocuklar da bu kapsama girer) yararına kanun yoluna başvurulduğunda veya başvurulan kanun yolundan vazgeçildiğinde, şüpheli/sanık ile müdafiin iradesi çelişirse, 'müdafiin iradesi geçerli sayılır'. Bu kuralın temel amacı, hukuki sonuçları tam olarak kavrayamayacak durumda olabilecek çocuğu, kendisi aleyhine olabilecek hatalı kararlardan korumaktır. Örneğin, çocuk hakkında mahkumiyet kararı verilmişken, çocuk kanun yoluna başvurmak istemese bile müdafi başvurabilir ve bu başvuru geçerlidir. Veya müdafiin yaptığı başvurudan çocuğun tek başına vazgeçmesi hukuki sonuç doğurmaz. Ancak bu kural, mutlak ve katı bir şekilde değil, her zaman çocuğun lehine olacak şekilde yorumlanmalıdır. Metinde de belirtildiği gibi, bu hükümlerin amacı SSÇ'nin hukuki yararının korunmasıdır. Bu nedenle; 1) Müdafiin Başvurmaması Durumu: Eğer zorunlu müdafi, SSÇ aleyhine olan bir karara karşı kanun yoluna başvurmazsa, SSÇ'nin kendisinin yaptığı başvuru geçerli kabul edilmelidir. Zira müdafiin başvurmama yönündeki 'pasif' iradesinin, çocuğun 'aktif' ve lehine olan başvuru iradesine üstün tutulması, koruma amacıyla çelişir. 2) Vazgeçme Durumu: Kanun yolu başvurusundan vazgeçmek, kural olarak çocuk aleyhine bir sonuç doğuracağından, müdafiin bu yönde bir talebi veya onayı olmadan sadece çocuğun beyanına dayanılarak vazgeçme talebi kabul edilmemelidir. Burada müdafiin (başvuruya devam etme yönündeki) iradesi üstün tutulur.