Yoksulluk nafakasına (TMK m.175) hükmedilebilmesi için aranan 'yoksulluğa düşme' ve 'kusurun daha ağır olmaması' şartlarını açıklayınız. Bir eşin mesleği olduğu halde keyfi olarak çalışmaması, yoksulluk nafakası talebini nasıl etkiler?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #187138

Yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesinin iki temel şartı vardır: 1) Yoksulluğa Düşme: Boşanma nedeniyle, evlilik birliği içindeki hayat standardını devam ettiremeyecek, temel geçim ihtiyaçlarını (barınma, yeme-içme, giyim, sağlık vb.) kendi mali gücü ve gelirleriyle karşılayamayacak duruma düşmektir. Sadece gelirinin olmaması değil, mevcut gelirinin yaşam standardını sürdürmeye yetmemesi de yoksulluğa düşme olarak kabul edilebilir. 2) Kusurun Daha Ağır Olmaması: Nafaka talep eden eşin, boşanmaya neden olan olaylarda diğer eşten daha ağır kusurlu olmaması gerekir. Eşit kusurlu veya daha az kusurlu olması yeterlidir. Nafaka yükümlüsünün kusuruna ise bakılmaz. Metinde belirtildiği gibi, 'Nafaka alacaklısı kişinin kusursuz olması gerekirken, nafaka yükümlüsünün kusuruna bakılmamaktadır' ifadesi, alacaklının en azından daha ağır kusurlu olmaması gerektiğini vurgular. Bir eşin mesleği olduğu halde keyfi olarak çalışmaması, yoksulluk nafakası talebini olumsuz etkiler. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, çalışma gücü ve imkanı olan bir kişinin, haklı bir neden olmaksızın çalışmayarak kendisini kasten yoksulluğa düşürmesi, TMK m. 2'deki dürüstlük kuralına aykırıdır. Bu durumda mahkeme, kişinin yoksulluk nafakası talebini, yoksulluğa kendi iradesiyle düştüğü gerekçesiyle reddedebilir veya nafaka miktarını çok daha düşük takdir edebilir. Metinde de 'eşlerden birinin mesleği varsa ve keyfi olarak çalışmıyorsa nafakaya hükmedilmez' ifadesiyle bu duruma işaret edilmiştir.