Yargıtay 20. Ceza Dairesi'nin 2017/2591 K. sayılı kararında, sanığın tutukluluk halinin kaldırılarak adli kontrol altına alınmasına hangi gerekçeyle karar verilmiştir? Bu karar, adli kontrolün amacını nasıl yansıtmaktadır?
Yargıtay, ilgili kararda, sanığın Adli Tıp Kurumu raporu uyarınca 'maruz kaldığı ağır hastalık nedeni ile hayatını yalnız idame ettiremeyeceği' ve 'toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturmadığı' gerekçeleriyle tutukluluğun devamının orantısız olacağına kanaat getirmiştir. Bu nedenle, CMK'nın 109/3-b maddesi uyarınca 'yerleşim yerinin bulunduğu kolluk birimine haftada bir gün imza atması' şeklinde adli kontrol tedbiri uygulayarak sanığın salıverilmesine karar vermiştir. Bu karar, tutuklamanın bir ceza olmadığını, son çare olması gerektiğini ve adli kontrolün tutuklamaya alternatif bir koruma tedbiri olarak, kişinin sağlığı ve toplum için oluşturduğu tehlike gibi faktörler göz önünde bulundurularak uygulanabileceğini göstermektedir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/cmk-madde-111-adli-kontrol-kararinin-kaldirilmasi.html)