TCK m. 290/2 uyarınca, muhafaza altına alınmış hacizli bir malın sahibi tarafından 'cebren alınması' ile 'hileyle alınması' durumunda uygulanacak ceza hükümleri nelerdir? Bu farklı işleniş biçimlerinin, failin aynı zamanda malın sahibi olması durumunda uygulanacak ceza indirimine bir etkisi var mıdır?
TCK m. 290/2, muhafaza altındaki malın rıza dışı alınması halinde, eylemin işleniş biçimine göre farklı suçlara atıf yapmaktadır: 1) Cebren Alınması: Malın, yediemine veya muhafaza eden kişiye karşı cebir veya tehdit kullanılarak alınması durumunda, TCK'daki 'yağma' suçuna ilişkin hükümler (TCK m. 148 vd.) uygulanır. 2) Hileyle Alınması: Malın, yediemin veya muhafaza eden kişinin hileli davranışlarla aldatılarak alınması durumunda ise 'dolandırıcılık' suçuna ilişkin hükümler (TCK m. 157 vd.) uygulanır. Bu farklı işleniş biçimleri, temel cezanın belirlenmesinde hangi suçun unsurlarının ve ceza aralığının esas alınacağını belirler. Ancak, failin aynı zamanda malın sahibi olması durumunda uygulanacak olan özel indirim (TCK m. 290/2, son cümle: '...verilecek cezanın yarısından dörtte üçüne kadarı indirilir.') açısından bir fark yaratmaz. Eylem ister yağma, ister dolandırıcılık hükümlerine göre cezalandırılsın, failin malik olması her iki durumda da aynı indirim oranının uygulanmasını gerektiren ortak bir şahsi cezasızlık veya cezada indirim sebebidir. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/hacizli-aracin-sahibi-tarafindan-calinmasi/)