Bir kamu görevlisinin, denetim görevini ihmal ederek zimmet suçunun (TCK m.247) işlenmesine imkan sağlaması (TCK m.251/2) ile bu suça iştirak etmesi (TCK m.37-39) arasındaki ayrım nasıl yapılır? Yargıtay 5. CD'nin 2016/4201 K. sayılı kararında, Belediye Başkanı ve Müdür Vekili'nin eylemlerinin neden TCK m. 251/2 kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir?
Bu iki durum arasındaki temel ayrım, failin 'kastı'nın neye yönelik olduğudur. İştirak (yardım etme veya azmettirme), failin, asıl suçun (zimmet) işlenmesini bilerek ve isteyerek hareket etmesini, yani suça ortak olma kastını gerektirir. Denetim görevinin ihmali suretiyle suça imkan sağlama (TCK m. 251/2) ise, failin zimmet suçunun işlenmesine yönelik doğrudan bir kastı olmamasına rağmen, denetim yükümlülüğünü yerine getirmeyerek (ihmal ederek) bu suçun işlenmesine zemin hazırlamasıdır. Yargıtay 5. CD'nin 2016/4201 K. sayılı kararında, belediye başkanı ve müdür vekilinin zimmet eylemine 'kasten göz yumduklarını gösteren mahkumiyetlerine yeterli somut, tarafsız ve kesin kanıtın bulunmadığı', ancak sabit olan eylemlerinin 'tahsilat ve harcama işlemlerini denetlememe' olduğu belirtilmiştir. Bu durum, sanıkların zimmetin işlendiğini bilip buna ortak olma kastıyla değil, denetim görevlerini ihmal etmeleri sonucu suçun işlenmesine imkan sağladıklarını göstermektedir. Yargıtay, doğrudan iştirak kastı ispatlanamadığı için eylemin daha hafif olan ve ihmale dayalı özel bir suç tipi olan TCK m. 251/2 kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, mahkemenin TCK m. 251/1 (kasten göz yumma-müşterek faillik) uygulamasına yetersiz gerekçeyle gittiğini belirterek kararı bozmuştur. (Kaynak: avmehmetgenc.com/denetim-gorevinin-ihmali-sucu-ve-cezasi)