Miras taksim sözleşmesi şekle aykırı (örneğin sözlü) yapılmış, ancak tüm mirasçılar bu sözleşmeye uygun olarak edimlerini ifa etmiş ve tapuda intikaller gerçekleşmiştir. Bu durumda, mirasçılardan birinin sonradan şekil eksikliğini ileri sürerek taksimin geçersizliğini iddia etmesi hukuken nasıl değerlendirilmelidir? Yargıtay 8. HD'nin 2019/7987 K. sayılı kararındaki 'hakkın kötüye kullanılması' ilkesini bu bağlamda analiz ediniz.
Şekle aykırı bir taksim sözleşmesi kural olarak geçersizdir. Ancak, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2019/7987 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, şekle aykırı olmasına rağmen bu sözleşmeden doğan edimler taraflarca tam olarak ifa edilmişse, sonradan şekil eksikliğini ileri sürerek taksimin geçersizliğini iddia etmek, TMK m. 2'de düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı ve 'hakkın kötüye kullanılması' olarak kabul edilir. Somut olayda, tüm mirasçıların sözlü anlaşmaya uyarak tapuda intikalleri gerçekleştirmeleri, sözleşmeyi fiilen ve tamamen ifa ettiklerini gösterir. Bu ifadan sonra bir mirasçının, kendisinin de katıldığı ve sonuçlarından yararlandığı bir anlaşmayı, sırf baştaki şekil eksikliğine dayanarak geçersiz saydırmaya çalışması, dürüstlük kuralı ile bağdaşmaz. Yargıtay bu gibi durumlarda, şekil şartının amacının tarafları korumak olduğunu, ancak taraflar zaten anlaşmanın sonuçlarını kabul edip uyguladıktan sonra bu şekil şartının bir hak kaybı aracına dönüştürülmemesi gerektiğini vurgulamaktadır. Dolayısıyla, mahkemenin, şekil eksikliğine dayalı bu iddiayı, hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirerek reddetmesi ve fiilen uygulanmış olan taksimi geçerli sayması gerekir.