5271 sayılı CMK'nın 16. maddesi uyarınca 'bağlantılı ceza davaları'nın birleştirilmesinde 'Cumhuriyet savcılarının istemlerine uygun olmak' koşulu (CMK m. 16/2), mutlak bir şart mıdır? Ortak yüksek görevli mahkemenin (CMK m. 16/3) bu şart olmaksızın birleştirme kararı verip veremeyeceğini, Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2014/9306 E. sayılı kararı ışığında değerlendiriniz.
CMK m. 16/2'ye göre, değişik mahkemelerde açılmış davaların mahkemeler arasındaki uyuşma ile birleştirilebilmesi için 'Cumhuriyet savcılarının istemlerine uygun olmak' bir koşul olarak belirtilmiştir. Ancak bu koşul, sürecin sadece bu aşaması için geçerlidir. Eğer mahkemeler arasında birleştirme konusunda bir uyuşmazlık doğarsa ve konu CMK m. 16/3 uyarınca 'ortak yüksek görevli mahkeme' önüne gelirse, durum değişir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2014/9306 E. sayılı kararında bu durum açıklığa kavuşturulmuştur. Kararda, birleştirme işlemi sırasında (yani mahkemelerin kendi aralarında anlaşmaya çalıştığı aşamada) Cumhuriyet savcısının uygun görüşünün alınmamış olmasının bir noksanlık olduğu, ancak mahkemeler arasında doğan uyuşmazlık üzerine 'yüksek görevli mahkemece ayrıca birleştirme kararı verilmesi' halinde bu noksanlığın sonuca etkili olmadığı belirtilmiştir. Yani, ortak yüksek görevli mahkeme, birleştirmenin usul ekonomisi ve maddi gerçeğe ulaşma açısından zorunlu olduğuna kanaat getirirse, savcının başlangıçtaki istemi veya görüşü olmasa dahi, birleştirme kararı verme yetkisine sahiptir. Yüksek görevli mahkemenin bu kararı, hem uyuşmazlığı çözer hem de başlangıçtaki usuli eksikliği gidermiş olur.