Bir çekişmeli boşanma davasında, davacı kadının 'aile konutuna şerh konulması' ve 'konutun kendisine tahsis edilmesi' taleplerinin hukuki dayanakları ve nitelikleri nelerdir? Bu taleplerin dava sürecindeki rolünü ve mahkemece nasıl değerlendirildiğini açıklayınız.
Bu iki talep, boşanma sürecinde kadının ve varsa çocukların barınma hakkını korumaya yönelik önemli hukuki mekanizmalardır. 1) Aile Konutuna Şerh Konulması (TMK m. 194): Bu talep, evlilik birliğinin devamı boyunca eşlerin birlikte yaşadığı ve 'aile konutu' niteliğindeki taşınmazın, malik olan eş tarafından diğer eşin rızası olmadan satılmasını, kiralanmasını veya üzerinde ipotek gibi ayni haklar tesis edilmesini engellemek amacıyla tapu kütüğüne işlenen bir şerhtir. Bu bir koruma tedbiridir. Boşanma davası açıldığında, malik olmayan eş, mahkemeden bu şerhin konulmasını talep edebilir. Bu talep, dava sonuçlanana kadar konutun elden çıkarılmasını önleyerek diğer eşin barınma hakkını güvence altına alır. 2) Konutun Kendisine Tahsis Edilmesi (TMK m. 169): Boşanma davası açılınca hakim, davanın devamı süresince eşlerin barınmasına ilişkin geçici önlemleri re'sen alır. Bu kapsamda, kusur durumuna bakılmaksızın, özellikle çocukların velayeti geçici olarak kendisine verilen veya daha fazla barınma ihtiyacı içinde olan eşe, aile konutunun dava süresince 'tahsis edilmesine' karar verebilir. Bu, bir kullanma hakkı tanır. Malik olan eş, bu süre zarfında konutu kullanamaz. Mahkeme bu kararı verirken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile özellikle çocukların menfaatini göz önünde bulundurur. (Kaynak: oner.av.tr/cekismeli-bosanma-davasi/)