Anlaşmalı boşanma (TMK m. 166/3) ile çekişmeli boşanmada davalının davayı kabul etmesi (HMK m. 308) arasındaki temel farklar nelerdir? Özellikle boşanmanın mali sonuçları (tazminat, nafaka) açısından bu iki durumun yarattığı hukuki sonuçları karşılaştırınız. (YHGK, 2017/2-3067 E. sayılı karar)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #186288

Anlaşmalı boşanma ile davalının davayı kabul etmesi benzer gibi görünse de, özellikle boşanmanın mali sonuçları açısından aralarında temel farklar vardır: 1) Kapsam: Anlaşmalı boşanma (TMK m. 166/3), tarafların sadece boşanma iradesi üzerinde değil, aynı zamanda 'boşanmanın mali sonuçları (nafaka, maddi-manevi tazminat) ve çocukların durumu' üzerinde de tam bir mutabakata varmalarını gerektirir. Taraflar, bu konularda hazırladıkları bir protokolü veya sözlü anlaşmayı hakimin onayına sunarlar. Davalının davayı kabul etmesi (HMK m. 308) ise, kural olarak sadece davacının boşanma talebinin kabulüdür; boşanmanın fer'ileri (nafaka, tazminat vb.) üzerinde bir anlaşma içermeyebilir. 2) Hukuki Sonuç (Tazminat): Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/2-3067 E. sayılı kararında da vurgulandığı gibi, anlaşmalı boşanmada taraflar mali konularda da anlaştıkları ve ilişkilerini tasfiye ettikleri için, boşanma kesinleştikten sonra artık birbirlerinden TMK m. 174 uyarınca maddi-manevi tazminat talep edemezler. Çünkü anlaşmalı boşanmada kusur araştırması yapılmaz. Oysa, davalının sadece boşanmayı kabul ettiği bir çekişmeli davada, eğer tazminat, nafaka gibi talepler de varsa, mahkeme bu talepler yönünden bir kusur araştırması yapar ve kabul beyanına rağmen davalının kusurlu olduğu sonucuna varırsa tazminata hükmedebilir. Boşanma kararının bu şekilde verilip kesinleşmesinden sonra, eğer boşanma davasında istenmemişse, 1 yıllık zamanaşımı süresi içinde ayrı bir dava ile de tazminat talep edilebilir. Özetle, anlaşmalı boşanma mali konuları nihai olarak bitirirken, salt kabul beyanı bu sonucu doğurmaz.