TCK m. 142/2-e'de düzenlenen 'bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık' suçu ile TCK m. 245'te düzenlenen 'banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması' suçu arasındaki temel ayrım noktası nedir? Bir kişinin, başkasının internet bankacılığı şifresini kırarak hesabından kendi hesabına para havale etmesi eylemi hangi suçu oluşturur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #186286

Bu iki suç arasındaki temel ayrım, eylemin 'zilyedin rızası olmadan' bir malın alınmasına mı, yoksa bir 'ödeme aracının' yetkisiz kullanılmasına mı yönelik olduğudur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun ve Dairelerin yerleşik içtihatlarına göre, bir kişinin, başkasının internet bankacılığı şifresini ele geçirerek onun hesabından kendi hesabına para havale etmesi eylemi, TCK m. 245'i değil, TCK m. 142/2-e'de düzenlenen 'bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle nitelikli hırsızlık' suçunu oluşturur. Metindeki Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 2015/10597 E. sayılı kararında da bu ayrım net bir şekilde yapılmıştır. Gerekçe şudur: TCK m. 141'e göre hırsızlık, 'zilyedinin rızası olmadan başkasına ait taşınır bir malı... bulunduğu yerden almaktır'. Banka hesabındaki para da kişiye ait taşınır bir mal (kaydi para) niteliğindedir. Fail, bilişim sistemini bir araç olarak kullanarak, mağdurun rızası ve bilgisi dışında, onun zilyetliğindeki parayı alıp kendi zilyetliğine geçirmektedir. Bu, klasik hırsızlık tanımının teknolojik bir versiyonudur. TCK m. 245 ise, hırsızlık veya dolandırıcılık gibi suçların 'banka veya kredi kartı' gibi spesifik ödeme araçları kullanılarak işlenmesini düzenleyen özel bir normdur. İnternet bankacılığından doğrudan havale, bir kart kullanımı içermediği için Yargıtay tarafından hırsızlık olarak nitelendirilmektedir.