Bir eser sözleşmesinde teslimin hukuki bir fiil, alım-satım sözleşmesinde ise hukuki bir işlem olarak nitelendirilmesinin ispat hukuku açısından yarattığı temel fark nedir? Bu ayrımın tanık dinlenip dinlenememesi üzerindeki etkisini, metinlerdeki Yargıtay kararlarına atıfla karşılaştırmalı olarak analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #186283

Bu nitelendirme farkı, ispat kuralları, özellikle de tanık deliline başvurulup başvurulamayacağı konusunda temel bir ayrım yaratır. 1) Eser Sözleşmesinde Teslim (Hukuki Fiil): Metindeki Yargıtay 15. Hukuk Dairesi kararlarında (2018/3774 E., 2015/5536 E.) belirtildiği gibi, eser sözleşmesinde teslim, 'hukuki fiil' olarak kabul edilir. Hukuki fiillerin ispatı, HMK'daki senetle ispat kuralına (m. 200) tabi değildir. Bu nedenle, taraflar arasında aksine bir delil sözleşmesi olmadıkça, eserin teslim edildiği olgusu 'tanık dahil her türlü delille' ispatlanabilir. Mahkemenin 'teslim tanıkla ispatlanamaz' demesi bu nedenle hatalıdır. 2) Alım-Satım Sözleşmesinde Teslim (Hukuki İşlem): Metindeki Yargıtay 13. Hukuk Dairesi kararında (2014/38757 E.) ise alım-satım sözleşmesindeki teslim olgusunun 'hukuki bir işlem mahiyetinde' olduğu kabul edilmiştir. Bu nitelendirme, teslimin, sözleşmenin ifasına yönelik bir tasarruf işlemi olduğu ve hukuki sonuç doğurduğu anlayışına dayanır. Bu nedenle, HMK m. 200'deki senetle ispat kuralı burada devreye girer. Eğer uyuşmazlık konusu miktar senetle ispat sınırının üzerindeyse, teslim olgusu kural olarak tanıkla ispatlanamaz; kesin delil (yazılı belge, yemin, ikrar) gerekir. Özetle, eser sözleşmesinde teslimin ispatında tanık dinlenebilirken, alım-satım sözleşmesinde (miktara göre) dinlenememesi, Yargıtay'ın bu iki teslim fiiline farklı hukuki nitelikler atfetmesinden kaynaklanmaktadır.