Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçunun (TCK m. 282) oluşabilmesi için bir 'öncül suç'un varlığı zorunlu mudur? Bu öncül suçun mutlaka Türkiye'de işlenmiş olması gerekir mi ve bu suçtan dolayı failin mahkum edilmiş olması şart mıdır? Yargıtay'ın 'nisbi muhakeme' yaklaşımını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #186277

Evet, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçunun oluşabilmesi için, aklanan malvarlığı değerinin elde edildiği bir 'öncül suç'un varlığı zorunludur. Aklama suçu, bağımsız bir suç olmayıp, başka bir suçtan elde edilen gelirin meşrulaştırılması eylemidir. TCK m. 282'nin gerekçesine göre, öncül suçun alt sınırı 6 ay veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suç olması yeterlidir. Bu öncül suçun Türkiye'de işlenmiş olması zorunlu değildir; yurt dışında işlenmiş bir suçtan elde edilen gelirin Türkiye'de aklanması da bu suçu oluşturur. Öncül suçtan dolayı failin mutlaka mahkum edilmiş olması da şart değildir. Yargıtay'ın benimsediği 'nisbi muhakeme' yaklaşımına göre, aklama suçuna bakan mahkeme, öncül suçun işlendiğine dair yeterli delil ve kanaate ulaşırsa, o suçtan bir mahkumiyet kararı olmasa bile aklama suçundan mahkumiyet kararı verebilir. Ancak, Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2010/17189 sayılı kararında belirtildiği gibi, eğer öncül suçla ilgili başka bir ülkede devam eden bir yargılama varsa, bu yargılamanın sonucunun beklenmesi ve nisbi muhakeme yoluna gidilmemesi gerekir. Nisbi muhakeme, öncül suçun yargılanmasına olanak bulunmayan (failin ölümü, zamanaşımı vb.) haller için bir istisnadır.