Bir ziynet alacağı davasında, davalı erkeğin cevap dilekçesinde 'düğünde 5 adedi bana ait olmak üzere toplam 12 adet bilezik takıldı' şeklindeki beyanının hukuki niteliği nedir? Mahkemenin bu beyana rağmen sadece tanık beyanlarına dayanarak 7 adet bilezik üzerinden hüküm kurması, HMK'nın hangi maddesi ve Yargıtay'ın hangi ilkesiyle çelişir? (YHGK, 2017/3-1040 E. sayılı karar)
Davalının bu beyanı, HMK m. 188'de düzenlenen 'mahkeme önü ikrarı' niteliğindedir. İkrar, taraflardan birinin, karşı tarafın ileri sürdüğü maddi olayın doğruluğunu kabul etmesidir. Davalı, düğünde toplam 12 adet bilezik takıldığı vakıasını kabul etmiştir. HMK m. 188/1'e göre, 'Tarafların... mahkeme önünde ikrar ettikleri vakıalar, çekişmeli olmaktan çıkar ve ispatı gerektirmez.' Dolayısıyla, davalının bu ikrarıyla birlikte, düğünde 12 adet bilezik takıldığı hususu artık ispatı gereken çekişmeli bir konu değildir. Mahkemenin, bu açık ikrara rağmen, tanık beyanlarına göre daha az sayıda (7 adet) bilezik üzerinden hüküm kurması, HMK m. 188'deki 'ikrarın bağlayıcılığı' ilkesine aykırıdır. Ayrıca, Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/3-1040 E. sayılı kararında da vurgulandığı üzere, Yargıtay'ın yerleşik ilkesi, 'kadına özgü ziynet eşyası niteliğindeki bileziğin, kim tarafından takılırsa takılsın kadına bağışlanmış sayılacağı' yönündedir. Davalının '5 adedi bana takıldı' savunması, bu karine karşısında tek başına bileziklerin erkeğe ait olduğunu ispatlamaz. Mahkeme, davalının 12 adet bilezik takıldığına dair ikrarını esas alarak, bu 12 bilezik üzerinden davayı kabul etmeliydi. İkrar gibi kesin bir delil varken, takdiri delil olan tanık beyanlarına göre daha azına hükmetmek usule aykırıdır.