5271 sayılı CMK m. 36, mahkeme ile ilgili tebligat işlerinin doğrudan mahkeme tarafından yapılmasını öngörerek eski kanundan (1412 s. CMUK m. 34) ayrılmıştır. Bu değişikliğin 'adaletin işleyişini hızlandırma' amacı üzerindeki etkisini, Cumhuriyet savcılığının rolündeki değişim ve duruşma düzeninin sağlanmasıyla ilgili istisnayı da dikkate alarak yorumlayınız.
CMK m. 36'nın getirdiği en önemli değişiklik, tebligat ve yazışma yetkisini Cumhuriyet savcılığından alıp doğrudan mahkemeye vermesidir. Bu değişikliğin 'adaletin işleyişini hızlandırma' amacı üzerindeki etkisi şöyledir: Eski sistemde mahkeme, tebliğ edilecek bir evrakı önce savcılığa gönderiyor, savcılık da tebligat işlemlerini yürütüyordu. Bu durum, araya ek bir kurumun girmesi nedeniyle yazışma ve işlem süreçlerini uzatıyor, bürokratik bir aşama daha yaratıyordu. CMK m. 36 ile mahkemenin (mahkeme başkanı veya hâkimin) her türlü tebligatı ve yazışmayı doğrudan yapabilmesi, bu aracı kurumu ortadan kaldırarak işlemleri basitleştirmiş ve hızlandırmıştır. Cumhuriyet savcılığının rolü ise infaz edilecek kararların (örn: mahkumiyet hükmü) kendisine verilmesiyle sınırlanmıştır. Artık savcılık, yargılama sürecindeki tebligatlarla değil, kararların infazıyla ilgili tedbirleri almakla görevlidir. Maddenin getirdiği istisna ise, duruşma düzeninin sağlanmasına yönelik tedbirlerdir (örn: duruşmadan çıkarılma, disiplin hapsi kararı). Bu tür kararlar ve bunların uygulanması da yine doğrudan mahkeme başkanı veya hâkim tarafından yerine getirilir, bu konuda da savcılığın bir rolü yoktur. Bu düzenleme, yargılamanın selametini ve hızını sağlamaya yönelik bütüncül bir yaklaşımı yansıtmaktadır.