Bir trafik kazası sonrası, sigorta şirketlerinin mutabakata vararak belirlediği kusur oranına karşı itiraz etmek isteyen bir taraf, hangi hukuki yollara başvurabilir? Bu itiraz sürecinde mahkemenin rolü ve bilirkişi raporunun önemini açıklayınız.
Sigorta şirketlerinin veya SBM (TRAMER) tarafından belirlenen kusur oranına itiraz etmek isteyen taraf, bu oranın tespiti ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için hukuki yollara başvurabilir. İzlenebilecek temel yol, 'kusur oranının tespiti' veya doğrudan 'tazminat' davası açmaktır. Bu dava, uyuşmazlığın niteliğine göre Asliye Hukuk veya Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılır. Bu süreçte; Mahkemenin Rolü: Mahkeme, sigorta şirketlerinin kendi aralarındaki veya TRAMER'in tespitini bağlayıcı kabul etmez. Yargılama sırasında kusur durumunu yeniden ve bağımsız olarak değerlendirir. Bilirkişi Raporunun Önemi: Mahkeme, kazanın oluş şekli, tarafların beyanları, kaza tespit tutanağı, araçlardaki hasar, olay yeri krokisi ve varsa kamera kayıtları gibi tüm delilleri toplar. Bu delilleri değerlendirmesi için dosyayı, trafik kazaları konusunda uzman bir bilirkişiye (genellikle makine mühendisi veya trafik uzmanı) gönderir. Bilirkişi, tüm bu verileri analiz ederek tarafların kusur oranlarını (örneğin %0, %25, %50, %75, %100) belirten gerekçeli bir rapor hazırlar. Mahkeme, genellikle bu uzman bilirkişi raporunu hükmüne esas alır. Eğer taraflar rapora itiraz ederse, mahkeme ek rapor alabilir veya dosyayı Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'ne göndererek nihai bir değerlendirme isteyebilir. Yani, nihai ve bağlayıcı kusur oranı mahkeme tarafından, bilirkişi incelemesi sonucunda belirlenir. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/trafik-kazasi-kusur-oranlari-asli-tali/)