Hukuk Genel Kurulu'nun 2015/3262 E. sayılı kararındaki karşı oyda, avukat olmayan bir yakının açtığı davanın, asilin sonradan muvafakat etmesiyle geçerli hale gelebileceği savunulmuştur. Bu görüşün dayanakları olan HMK m. 77, m. 124/3 ve 'dürüstlük kuralı'nı açıklayarak, çoğunluk görüşünün benimsediği katı 'taraf ehliyeti' yorumuyla karşılaştırınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #186192

Karşı oy, HMK'daki bazı esnek düzenlemeler ve temel ilkelerden yola çıkarak katı şekilciliğin aşılması gerektiğini savunur. Dayanakları şunlardır: 1) HMK m. 77 (Vekaletnamesiz Dava Açma): Bu madde, vekaletnamesiz dava açan avukata süre verilmesini ve asilin sonradan icazet (onay) vermesiyle işlemlerin geçerli olacağını düzenler. Karşı oy, bu imkanın kıyasen avukat olmayanlar için de (asıl onay verirse) uygulanması gerektiğini savunur. 2) HMK m. 124/3 (Taraf Değişikliği): Dürüstlük kuralına aykırı olmayan maddi hataya dayalı taraf değişikliklerinin, karşı tarafın rızası olmadan kabul edilebileceğini düzenler. Bu, usulde esnekliğin bir göstergesidir. 3) HMK m. 29 (Dürüstlük Kuralı): Karşı tarafın, yargılamanın başında bu usuli eksikliği ileri sürmeyip, karar aşamasında ileri sürmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu savunulur. Çoğunluk görüşü ise, 'taraf ve dava ehliyeti'nin HMK m. 114 uyarınca 'dava şartı' olduğunu ve mahkemece her aşamada re'sen gözetilmesi gerektiğini benimser. Bu görüşe göre, dava ehliyeti olmayan biri tarafından açılan dava baştan itibaren usulen sakattır ve bu eksikliğin sonradan icazetle giderilmesi mümkün değildir. Karşı oy, usul ekonomisi ve dürüstlük kuralı gibi temel ilkelerle şekilciliği aşmayı hedeflerken, çoğunluk görüşü dava şartlarının kamu düzenine ilişkin olduğu ve katı bir şekilde uygulanması gerektiği ilkesine dayanmaktadır. Çoğunluk, tarafın dava açma yetkisini, sonradan giderilebilecek bir eksiklik olarak değil, davanın en başında var olması gereken temel bir koşul olarak görmektedir.