6100 sayılı HMK m. 71, dava ehliyeti olan herkesin davasını bizzat veya vekil aracılığıyla takip edebileceğini düzenlerken, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m. 35 dava açma ve takip etme hakkının belirli istisnalar dışında avukatlara ait olduğunu belirtir. Bu iki hüküm arasındaki ilişkiyi, bir kişinin avukat olmayan oğlunun onun adına dava açması örneği üzerinden Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 2017/7691 E. sayılı kararı ışığında değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #186191

HMK m. 71, bir temel ilkeyi, yani tarafın bizzat veya vekille hareket etme hakkını ortaya koyar. Avukatlık Kanunu m. 35 ise, bu 'vekil'in kim olabileceğini düzenleyen özel bir kanun hükmüdür ve kural olarak bu yetkiyi baroya kayıtlı avukatlara hasreder. Dolayısıyla, HMK'daki 'vekil' ifadesi, Avukatlık Kanunu'ndaki sınırlama ile birlikte yorumlanmalıdır. Bir kişinin, avukat olmayan bir başkasını (oğlu, yakını vb.) vekil tayin ederek onun aracılığıyla dava açması veya takip etmesi kural olarak mümkün değildir. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 2017/7691 E. sayılı kararında da bu ilke uygulanmış, davalı adına mahkeme kararını temyiz eden avukat olmayan oğlunun 'davaya vekalet ehliyeti bulunmadığı' gerekçesiyle temyiz dilekçesi reddedilmiştir. Bu, dava takip yetkisinin kamu düzenine ilişkin olduğu ve kanunun bu konuda getirdiği tekelin (avukatlık mesleği) katı bir şekilde uygulandığını göstermektedir. Tarafın bizzat takip hakkı saklıdır, ancak başkası aracılığıyla takip ancak bir avukatla mümkündür.