Rüşvet suçunun (TCK m. 252) oluşumu için, vaat edilen menfaatin (rüşvetin) fiilen verilmiş veya alınmış olması şart mıdır? 'Rüşvet anlaşması'nın suçun tamamlanması üzerindeki etkisini açıklayınız.
Hayır, rüşvet suçunun oluşumu için menfaatin fiilen verilmiş veya alınmış olması şart değildir. Metinde de belirtildiği gibi, 'Rüşvet konusunda anlaşmaya varılması halinde, suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur.' Rüşvet suçu, bir 'anlaşma' suçudur. Kamu görevlisinin, görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapmak veya yapmamak için, bir kişiyle menfaat sağlama konusunda karşılıklı iradelerinin uyuşmasıyla suç tamamlanır. Bu, rüşvet suçunu bir 'tehlike suçu' haline getirir; yani kamu idaresinin güvenirliğine ve işleyişine yönelik tehlikenin, anlaşmanın yapıldığı anda ortaya çıktığı kabul edilir. Teklifin kimden geldiği önemli değildir; önemli olan, bir tarafın teklifini diğerinin kabul etmesidir. Anlaşma yapıldıktan sonra, vaat edilen menfaat hiç verilmemiş olsa veya rüşvete konu iş hiç yapılmamış olsa bile, hem rüşvet veren (veya vermeyi vaat eden) hem de rüşvet alan (veya almayı kabul eden) kişi, suçu tamamlamış gibi cezalandırılır. Bu nedenle, anlaşma sağlandıktan sonra gönüllü vazgeçme hükümleri de uygulanmaz.