Denetim görevinin ihmali suçu (TCK m. 251), failin denetimle yükümlü olduğu kişinin işlediği zimmet veya irtikap suçuna 'göz yumması' ile bu suçun işlenmesine 'olanak sağlaması' arasında bir ayrım yapmaktadır. Bu iki hareket şekli arasındaki farkı ve bu farkın failin cezai sorumluluğuna (müşterek faillik vs. daha az ceza) etkisini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #186168

TCK m. 251, denetim görevinin ihmalinde iki farklı kusur derecesi ve hareket şekli öngörür: 1) Göz Yumma (TCK m. 251/1): Bu durumda denetimle yükümlü kamu görevlisi, astının zimmet veya irtikap suçunu işlediğini bilmesine ve farkında olmasına rağmen 'kasten' müdahale etmez, görmezden gelir. Burada failin, asıl suçun işlenmesine yönelik doğrudan bir kastı veya en azından olası kastı vardır. Bu nedenle kanun koyucu, bu durumu daha ağır bir iştirak şekli olarak görmüş ve göz yuman denetim görevlisinin, işlenen zimmet veya irtikap suçunun 'müşterek faili' olarak, o suçun cezasıyla (daha ağır olan ceza) sorumlu tutulacağını düzenlemiştir. 2) Olanak Sağlama (TCK m. 251/2): Bu durumda ise denetim görevlisi, zimmet veya irtikap suçunun işlendiğini doğrudan bilmeyebilir, ancak görevini 'ihmal ederek' (kasten veya taksirle değil, özel bir suç tipi olarak düzenlenmiştir) bu suçların işlenmesine zemin hazırlar, imkan tanır. Burada failin asıl suça doğrudan bir kastı yoktur, ancak denetim yükümlülüğünü yerine getirmeyerek suçun işlenmesini kolaylaştırmıştır. Bu durum, daha hafif bir kusur hali olarak kabul edilmiş ve kanunda 'üç aydan üç yıla kadar hapis cezası' gibi daha az bir ceza ile cezalandırılacağı belirtilmiştir. Özetle, 'göz yumma' doğrudan kastla iştiraki ve müşterek failliği, 'olanak sağlama' ise ihmal suretiyle suça zemin hazırlamayı ve daha hafif, bağımsız bir suç tipini ifade eder.