Bir ceza davasında sanık müdafi, müvekkilinin olay tarihinde şizoafektif bozukluk tanısıyla tedavi gördüğünü belirterek TCK m. 32 uyarınca rapor alınmasını talep etmiştir. Mahkemenin, sadece Adli Tıp Kurumu Gözlem İhtisas Dairesi'nden alınan gözlem raporuna dayanarak hüküm kurması hukuka uygun mudur? Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 2023/11658 E. sayılı kararı bu konuda nasıl bir usul öngörmektedir?
Mahkemenin sadece Gözlem İhtisas Dairesi raporuna dayanarak hüküm kurması hukuka uygun değildir ve eksik araştırmaya dayalı bir karar teşkil eder. Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 2023/11658 E. sayılı kararında da açıkça belirtildiği üzere, ceza sorumluluğunun tespiti için izlenmesi gereken usul daha kapsamlıdır. Mahkeme, Gözlem İhtisas Dairesi'nden gözlem raporu aldırdıktan sonra, bu raporu da içerecek şekilde dosyayı Adli Tıp Kurumu'nun ilgili İhtisas Kurulu'na (Genellikle 4. veya 6. İhtisas Kurulu) göndermelidir. Nihai olarak sanığın suç tarihinde TCK m. 32/1 veya m. 32/2 kapsamında olup olmadığına dair karar verecek olan mercii bu İhtisas Kuruludur. Gözlem İhtisas Dairesi'nin raporu, bu nihai karara esas teşkil eden bir ara rapordur. Dolayısıyla, mahkeme, İhtisas Kurulu'ndan sanığın cezai ehliyetinin tam olup olmadığı, azalmış olup olmadığı veya hiç bulunmadığı yönünde kesin bir görüş içeren raporu almadan hukuki durumu tayin edemez. Sadece gözlem raporuyla hüküm kurulması, Yargıtay tarafından bozma nedeni sayılmaktadır.