Mirasçılar, murisin terekesindeki tüm taşınmazlar için TMK m. 676 uyarınca adi yazılı şekilde geçerli bir miras taksim sözleşmesi yapmışlardır. Ancak, sözleşmenin tapuya tescilinden önce mirasçılardan biri, taksim sözleşmesine rağmen ortaklığın giderilmesi davası açmıştır. Davalı mirasçılar ise taksim sözleşmesinin varlığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. Bu durumda mahkemenin nasıl bir karar vermesi gerekir? Yargıtay içtihatları (Y14HD-K.2015/11926) çerçevesinde tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #186137

Türk Medeni Kanunu'nun 676. maddesi uyarınca, mirasçılar arasında yapılan yazılı taksim sözleşmesi tüm mirasçıları bağlar. Metinde atıf yapılan Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 2015/11926 sayılı kararında da belirtildiği gibi, elbirliği mülkiyetine konu mallarda ortaklar geçerli bir paylaşma sözleşmesi (miras taksim sözleşmesi) yapmışlarsa, bu sözleşmeyle elbirliği mülkiyetine son vermiş olduklarından artık ortaklığın giderilmesi davası açamazlar. Bu sözleşme, mirasçılar için bağlayıcı bir nitelik taşır. Dolayısıyla, davalı mirasçıların taksim sözleşmesinin varlığını ileri sürmesi, davanın reddedilmesi için geçerli bir savunmadır. Mahkemenin, taksim sözleşmesinin usulüne uygun olarak (tüm mirasçıların katılımıyla yazılı şekilde) yapılıp yapılmadığını denetledikten sonra, geçerli bir sözleşmenin varlığı halinde ortaklığın giderilmesi davasını reddetmesi gerekir.