Bir memurun, DMK m. 48/A-5'te sayılan katalog suçlardan affa uğramış olsa bile memur olamayacağı kuralı, Anayasa'nın 'eşitlik' ilkesine (m. 10) ve 'suç ve cezalara ilişkin esaslar' (m. 38) ilkelerine aykırılık teşkil eder mi? Bu kuralın meşruiyet temelini tartışınız.
Bu kuralın Anayasa'ya uygunluğu doktrinde tartışmalıdır. Aykırılık iddiaları şunlara dayanır: 1) Eşitlik İlkesi: Katalog suçlar dışındaki suçlardan mahkum olup affa uğrayanlar memur olabilirken, bu suçlardan mahkum olanların olamaması, benzer hukuki durumda olanlara farklı muamele yapıldığı ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiği şeklinde yorumlanabilir. 2) Affın Anlamsızlaştırılması: Genel af, mahkumiyeti bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran bir kurumdur. Bu kural, genel affın 'kamu hizmetine girme hakkı' yönünden sonuç doğurmasını engelleyerek affın amacını zayıflatmaktadır. Kuralın meşruiyet temeli ise şudur: Kamu hizmeti, özel bir güven ilişkisi gerektirir. DMK m. 48/A-5'te sayılan zimmet, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık gibi suçlar, nitelikleri itibarıyla dürüstlük, sadakat ve kamu güvenine en çok zarar veren suçlardır. Kanun koyucu, bu suçları işleyen kişilerin, affedilmiş olsalar bile, kamu hizmetinin gerektirdiği güven ve itibarı kalıcı olarak kaybettiklerini varsayarak, kamu hizmetinin saygınlığını ve vatandaşa olan güvenini korumak amacıyla böyle bir 'mutlak engel' getirmeyi tercih etmiştir. Bu, kamu yararının, bireyin hakkına üstün tutulduğu bir tercih olarak görülebilir.