CMK m. 210/1 ve m. 211 hükümleri, 'doğrudan doğruyalık' (vasıtasızlık) ilkesine getirilmiş istisnalardır. Bu iki madde arasındaki temel fark, tanığın veya bilirkişinin duruşmada hazır bulunamamasının 'sebebine' göre nasıl şekillenmektedir?
Bu iki madde arasındaki temel fark, duruşmada hazır bulunamamanın sebebinin 'giderilebilir' olup olmamasına dayanır. CMK m. 210, kuralı koyar: Giderilebilir bir nedenle (örneğin tanık yurtdışındadır ama istinabe ile dinlenebilir, adresi tespiti için süre gereklidir vb.) duruşmaya gelmeyen tanığın önceki ifadesi okunamaz. Mahkeme, tanığı getirmek için çaba sarf etmelidir. CMK m. 211 ise, bu kuralın istisnalarını, yani tanığın veya bilirkişinin duruşmada hazır bulunmasının 'imkansız' olduğu halleri sayar. Bu haller; kişinin ölmüş olması, akıl hastalığına tutulması veya uzun süreli bir hastalık ya da malullük nedeniyle duruşmaya gelmesinin 'mümkün olmaması'dır. Sadece bu imkansızlık hallerinde, önceki ifadelerinin okunmasıyla yetinilebilir. Özetle, m. 210 'mümkün ama zor' olan durumları, m. 211 ise 'imkansız' olan durumları düzenler.