Ceza yargılamasında 'doğrudan soru sorma' hakkı (CMK m. 201) ile 'delillerin tartışılması' (CMK m. 216) aşaması arasındaki ilişkiyi açıklayınız. Taraflar, delillerin tartışılması aşamasında tanıklara veya bilirkişilere yeniden soru sorabilir mi?
'Doğrudan soru sorma' hakkı, delillerin ortaya konulması aşamasının bir parçasıdır. CMK m. 201'e göre, Cumhuriyet savcısı, müdafi veya vekil sıfatıyla duruşmaya katılan avukat; sanığa, katılana, tanıklara, bilirkişilere ve duruşmaya çağrılmış diğer kişilere, duruşma disiplinine uygun olarak 'doğrudan soru' yöneltebilirler. Bu, delilin ilk ortaya konulduğu andaki sorgulama ve aydınlatma mekanizmasıdır. 'Delillerin tartışılması' (CMK m. 216) ise, tüm deliller ortaya konulduktan sonra, bu delillerin bir bütün olarak hukuki ve fiili açıdan değerlendirildiği, tarafların esas hakkındaki görüşlerini sunduğu aşamadır. Kural olarak bu aşamada yeniden tanık dinlenmez veya soru sorulmaz. Ancak, tartışmalar sırasında yeni bir husus ortaya çıkarsa veya bir çelişkinin giderilmesi gerekirse, mahkeme başkanı veya heyeti, CMK m. 207'nin ruhuna uygun olarak, tartışmayı kesip ilgili tanığı veya bilirkişiyi yeniden çağırarak bu çelişkiyi gidermek amacıyla soru sorulmasına izin verebilir. Bu, mahkemenin maddi gerçeği araştırma görevinin bir gereğidir.