Bir boşanma davası sırasında, eşlerden biri diğerinin 'güven sarsıcı davranışları' olduğunu iddia etmektedir. Ancak davalı, bu davranışların 'sadakat yükümlülüğünü ihlal etmediğini' ve 'zina boyutunda olmadığını' savunmaktadır. Mahkeme, bu 'güven sarsıcı davranışları' TMK m. 166 kapsamında bir kusur olarak değerlendirirken hangi ölçütü kullanmalıdır?
Mahkemenin kullanması gereken ölçüt, eylemin 'zina' olup olmadığı değil, objektif olarak 'evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına' yol açıp açmadığı ve diğer eş için 'ortak hayatı sürdürmesinin kendisinden beklenemeyecek' hale getirip getirmediğidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin E: 2023/8644 sayılı kararında da belirtildiği gibi, bir davranışın zina suçunu oluşturmaması, onun kusur olarak değerlendirilmeyeceği anlamına gelmez. Eşlerden birinin, karşı cinsten biriyle, diğer eşte makul bir şüphe ve güvensizlik yaratacak nitelikte (gizli, sık, samimi, gece geç saatlerde) görüşmeler yapması, sosyal medyada flörtöz mesajlar göndermesi gibi eylemler, sadakat yükümlülüğünün bir ihlalidir. Bu tür davranışlar, evlilik birliğine olan güveni temelden sarstığı için, TMK m. 166/1 uyarınca boşanmaya neden olan bir kusur olarak kabul edilir.