Bir ceza yargılamasında, sanığın işlediği iddia edilen fiilin, hem TCK m. 220/7 delaletiyle TCK m. 314/2 (örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme) hem de doğrudan TCK m. 314/2 (silahlı terör örgütüne üye olma) suçunu oluşturma ihtimali varsa, mahkeme nasıl bir değerlendirme yapmalıdır? Yargıtay 16. CD, E:2019/11471, K:2020/1332 sayılı kararında bu konuda nasıl bir uygulama yapılmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #185514

Mahkeme, sanığın eylemlerinin ve örgütle olan bağının niteliğini ve yoğunluğunu değerlendirerek hangi suçun unsurlarının oluştuğunu tespit etmelidir. TCK m. 314/2 (örgüt üyeliği), kişinin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olması, örgütün amacını benimsemesi ve süreklilik, çeşitlilik, yoğunluk gösteren eylemlerle örgütsel faaliyetlere katılmasıyla oluşur. TCK m. 220/7 yollamasıyla örgüt adına suç işleme ise, kişinin örgütün hiyerarşisine dahil olmamasına rağmen, örgütün bilgisi ve isteği doğrultusunda, onun amaçlarına hizmet eden bir suçu işlemesiyle gerçekleşir. Yargıtay 16. CD'nin ilgili kararında, ilk derece mahkemesi doğrudan üyelikten (TCK m. 314/2) ceza vermişken, Bölge Adliye Mahkemesi sanığın hiyerarşik yapıya dahil olmadığı, ancak örgüt adına suç işlediği kanaatine vararak TCK m. 220/7 delaletiyle TCK m. 314/2'den hüküm kurmuştur. Bu, mahkemenin, sanığın örgütle olan bağının 'üyelik' yoğunluğuna ulaşmadığı, ancak 'adına suç işleme' düzeyinde kaldığı yönünde bir delil takdiri ve hukuki nitelendirme yaptığını gösterir. Bu, somut delillere dayalı bir vasıflandırma sorunudur.