CMK m. 297/4'te 'Yapılacak tebligat, ilgililerin dava dosyasından belirlenen son adreslerine yapılmasıyla geçerli olacaktır.' hükmü, tebligatın usulsüz yapılması durumunda tebliğnameye cevap süresinin ne zaman başlayacağı sorununu nasıl etkiler? Tebligat Kanunu'nun ilgili hükümleri bu durumda uygulanır mı?
Bu hüküm, tebligatın geçerliliği için bir kural koysa da, tebligatın usulsüz yapılması durumunda Tebligat Kanunu'nun genel hükümleri devreye girer. Tebligat Kanunu m. 32'ye göre, usulsüz yapılan bir tebligat, muhatabın tebliği öğrenmesi (mutlak surette ıttıla kesbetmesi) halinde geçerli sayılır ve bu öğrenme tarihi tebliğ tarihi olarak kabul edilir. Dolayısıyla, CMK m. 297/4'e rağmen, tebliğname ilgilinin dosyadaki son adresine usulsüz bir şekilde tebliğ edilmişse (örn. muhtara yanlış usulle bırakılmışsa), bir haftalık cevap süresi, tebligatın yapıldığı tarihten değil, ilgilinin bu tebligatı fiilen öğrendiğini beyan ettiği veya bu öğrenmenin başka delillerle ispatlandığı tarihten itibaren işlemeye başlar. Bu, savunma hakkının ve adil yargılanma hakkının bir gereğidir.