Haksız tutukluluk nedeniyle hükmedilecek tazminatın miktarının belirlenmesinde, 'tazminat mağduru zengin edemez' argümanının hukuki geçerliliğini, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının önemi açısından eleştirel bir şekilde değerlendiriniz.
İlgili makalede de eleştirildiği gibi, 'tazminat mağduru zengin edemez' argümanı, maddi zararların tazmini için geçerli bir ilke olsa da, haksız tutukluluk gibi manevi zararın ön planda olduğu ağır hak ihlallerinde uygulanması son derece sorunludur. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı (Anayasa m. 19, İHAS m. 5), en temel insan haklarından biridir. Bir insanın haksız yere özgürlüğünden mahrum bırakılmasının yarattığı manevi çöküntü, itibar kaybı, aile ve sosyal yaşamdan kopuş gibi zararlar, para ile ölçülemez niteliktedir. Bu nedenle, burada tazminatın amacı sadece 'zararı gidermek' değil, aynı zamanda ihlalin ağırlığıyla orantılı bir 'tatmin' sağlamak ve devletin benzer ihlalleri yapmaktan 'caydırılması'dır. Tazminat miktarını düşük tutmak için bu argümanın arkasına sığınmak, hürriyetin değerini ve ihlalin vahametini küçümsemek anlamına gelir. Dolayısıyla, haksız tutukluluk tazminatlarının, ihlalin ciddiyetini yansıtacak, caydırıcı ve makul bir tatmin sağlayacak düzeyde yüksek olması, hak eksenli bir hukuk anlayışının gereğidir.