HMK m. 242/2'de yer alan 'Tanıklık kamu yararına aykırı bulunmadıkça izin verilmesinden kaçınılamaz.' hükmü, idarenin takdir yetkisini nasıl sınırlar ve bu kural hangi temel anayasal ilkenin usul hukukuna yansımasıdır?
Bu hüküm, idarenin kamu görevlilerinin tanıklığı konusundaki takdir yetkisini önemli ölçüde sınırlar. İdareye tanınan 'izin verme' yetkisi, mutlak ve keyfi bir yetki değildir. İdare, izni ancak tanıklığın 'kamu yararına aykırı' olacağı gibi somut, ciddi ve objektif bir gerekçeyle reddedebilir. 'Kamu yararı' soyut bir kavram olmakla birlikte, burada genellikle devletin güvenliği, dış ilişkileri veya çok önemli idari sırların ifşası gibi durumları ifade eder. Sadece idarenin eleştirilmesini veya bir usulsüzlüğün ortaya çıkmasını engellemek amacıyla izin vermekten kaçınması, bu hükme aykırı olur. HMK m. 242'nin gerekçesinde de belirtildiği gibi, bu hüküm, 'idarenin şeffaf yönetimi' ilkesinin usul hukukuna bir yansımasıdır. Bu ilke, Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen 'hukuk devleti' ilkesinin bir parçasıdır ve idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetlenmesini, idarenin hesap verebilir olmasını amaçlar.