Ceza muhakemesinde, olayın tek ve doğrudan görgü tanığının soruşturma aşamasında verdiği ifade, bu tanığın duruşmaya gelmemesi veya getirilememesi durumunda duruşmada okunarak hükme esas alınabilir mi? CMK m. 210 ve 211 bu konuda ne gibi bir ayrım yapmaktadır?
Bu durum, tanığın duruşmaya neden gelemediğine göre farklılık arz eder. Eğer tanık, geçerli bir mazereti olmaksızın duruşmaya gelmiyorsa veya adresi tespit edilemiyorsa, kural olarak önceki ifadesinin okunmasıyla yetinilemez. Yargıtay'ın yerleşik içtihatları (örn: 6.CD., 05.03.2008, 19815-4012) ve CMK m. 210/1'in ruhu, olayın tek delili olan tanığın mutlaka mahkeme huzurunda dinlenmesi gerektiğini, aksi takdirde 'doğrudan doğruyalık' ve 'sanığın tanığı sorgulama hakkı'nın (İHAS m. 6/3-d) ihlal edileceğini belirtir. Ancak, CMK m. 211, bu kurala istisnalar getirir. Eğer tanık 'ölmüş veya akıl hastalığına tutulmuşsa ya da duruşmada hazır bulunması olanaklı değilse' (örneğin yurtdışında olması ve istinabe ile dahi dinlenememesi gibi), bu durumda önceki ifadesinin okunmasıyla yetinilebilir. Özetle, tanığa ulaşılamaması ile ulaşılmasının imkansız hale gelmesi arasında hukuki sonuç farkı vardır.