Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin E: 2023/4655, K: 2024/3108 sayılı kararında, davacının, davalının sadakatsizliğini öğrendikten sonra 'fenalaşarak hastaneye kaldırıldığına' dair sunduğu rapor, aldatma fiilinin öğrenilme tarihini ispatlamak için neden yeterli görülmemiştir? Bu durum, ispat hukukundaki hangi temel ilkeyle ilişkilidir?
Yargıtay'ın bu kararda ilgili raporu yetersiz görmesinin sebebi, raporun tek başına öğrenme tarihi ile rahatsızlık arasındaki illiyet (nedensellik) bağını kuramamasıdır. Rapor, davacının belirli bir tarihte rahatsızlandığını tıbbi olarak tespit edebilir, ancak bu rahatsızlığın sebebinin 'o anda öğrenilen aldatma fiili' olduğunu kanıtlamaz. Davacı, bu rahatsızlığın aldatmayı öğrenmesiyle aynı anda ve bu sebeple ortaya çıktığını başka delillerle (tanık beyanı, mesajlaşma kaydı vb.) desteklemelidir. Bu durum, ispat hukukundaki 'delillerin serbestçe değerlendirilmesi' (HMK m. 198) ve 'hukuki sonuç bağlanacak vakıanın kesin olarak ispatlanması gerekliliği' ilkeleriyle ilişkilidir. Mahkeme, sunulan bir delilin varlığını kabul etse de, o delilin ispatlamak istenen vakıa ile arasındaki bağlantıyı ve ispat gücünü serbestçe takdir eder. Tek başına hastane raporu, öğrenme anını ve sebebini ispata elverişli görülmemiştir.