Trafik kazası sonucu bir kişinin yaralanmasına neden olan sürücü, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 84'te sayılan 'asli kusurlu' hallerden birini (örn. kırmızı ışıkta geçme) ihlal etmişse, bu durum ceza hukuku açısından onun 'bilinçli taksirle' hareket ettiğinin otomatik bir kanıtı mıdır? Açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #185473

Hayır, otomatik bir kanıtı değildir. Bir trafik kuralını ihlal etmek ve 'asli kusurlu' olmak, kişinin taksirli hareket ettiğini ve kusurlu olduğunu gösterir. Ancak bu durum, taksirin türünün (basit taksir mi, bilinçli taksir mi) belirlenmesinde tek başına yeterli değildir. Bilinçli taksir (TCK m. 22/3), failin neticeyi öngörmesine rağmen 'olmaz' diyerek hareket etmesidir ve daha ağır bir kusur derecesini ifade eder. Asli kusurlu olmak, kişinin objektif dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal ettiğini kesin olarak ortaya koyar. Ancak bilinçli taksirin varlığı için, failin sübjektif durumunun da değerlendirilmesi gerekir. Yani, sürücünün kırmızı ışıkta geçerken birine çarpabileceğini öngörüp öngörmediği, öngördüyse bu neticenin gerçekleşmeyeceğine dair bir güvenle mi (bilinçli taksir) yoksa neticeyi hiç öngörmeden mi (basit taksir) hareket ettiği araştırılmalıdır. Yargıtay, genellikle kırmızı ışıkta geçme, alkollü araç kullanma gibi bariz ve ağır ihlalleri bilinçli taksir olarak kabul etme eğilimindedir, ancak bu otomatik bir sonuç değildir, somut olayın özelliklerine göre belirlenir.