CMK m. 217/2'de yer alan 'Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir' hükmü, 'delil serbestisi' ve 'hukuka aykırı delillerin kullanılamaması' ilkelerini nasıl bir arada barındırmaktadır? Bir delilin 'hukuka aykırı' olup olmadığına karar verilirken hangi temel kriterler gözetilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #185433

Bu hüküm, ceza muhakemesinin iki temel ilkesini birleştirir. 'Delil serbestisi' ilkesi, ceza yargılamasında maddi gerçeğe ulaşmak için akla uygun ve olayı aydınlatmaya yarayan her şeyin delil olarak kullanılabileceğini ifade eder. Ancak bu serbesti mutlak değildir. 'Hukuka aykırı delillerin kullanılamaması' (delil yasakları) ilkesi, bu serbestiyi sınırlar. Buna göre, delil elde etme sürecinde Anayasa, kanunlar ve temel insan hakları ihlal edilmişse, o delil 'hukuka aykırı' hale gelir ve hükme esas alınamaz. Bir delilin hukuka aykırı olup olmadığına karar verilirken; delilin elde edildiği yöntemin kanunda öngörülen usullere uygun olup olmadığı (örn. arama kararının varlığı), şüpheli/sanığın temel haklarının (örn. susma hakkı, müdafi yardımından yararlanma hakkı - CMK m. 147), tanığın haklarının (örn. çekinme hakkı - CMK m. 48) veya özel hayatın gizliliği gibi anayasal hakların ihlal edilip edilmediği gözetilir. CMK m. 148'deki yasak sorgu yöntemleri de mutlak delil yasağı sebebidir.