Boşanma davalarında 'af' kavramı nasıl yorumlanır ve eşin sadakatsizliğini öğrenen diğer eşin hangi davranışları af niteliğinde kabul edilir? Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin E: 2023/4655 sayılı kararı bu konuda ne gibi ipuçları vermektedir?
Boşanma hukukunda af, aldatılan eşin, aldatma eylemini öğrenmesine rağmen evlilik birliğini devam ettirme yönündeki iradesini gösteren davranışlarda bulunmasıdır. Af, açık bir beyanla olabileceği gibi, örtülü (zımni) davranışlarla da gerçekleşebilir. Aldatma olayını öğrendikten sonra eşiyle birlikte yaşamaya devam etmek, ortak hayatı sürdürmek, birlikte tatile gitmek gibi eylemler genellikle af olarak kabul edilir. Affeden eş, artık affettiği bu olaya dayanarak boşanma davası açamaz veya bu olayı karşı tarafa kusur olarak yükleyemez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin E: 2023/4655, K: 2024/3108 sayılı kararında, davacının, davalının ceza davasına konu olan aldatma eylemini şikayet tarihlerinden (2014-2015) bildiği halde boşanma davasını 2017'de açması ve tanık beyanlarına göre bu süre zarfında birlikte yaşamaya devam etmeleri, 'af' olarak değerlendirilmiş ve zina nedenine dayalı davanın reddi yerinde bulunmuştur. Hayatın olağan akışına göre uzun bir süre birlikte yaşamanın devam etmesi, affın en önemli göstergesidir.