Bir ceza davasında sanık, olaydan bir yıl sonra, daha önce tanıklık yapan bir kişinin aslında yalancı tanıklık (TCK m. 272) yaptığını yeni bir delille (ses kaydı) ispatlamıştır. Hüküm ise bu tanığın beyanına dayanılarak verilmiş ve kesinleşmiştir. Sanığın başvurabileceği olağanüstü kanun yolu nedir ve bu başvurunun kabulü için hangi koşulun öncelikle gerçekleşmesi gerekir?
Sanığın başvurabileceği olağanüstü kanun yolu 'yargılamanın yenilenmesi'dir (CMK m. 311 vd.). CMK m. 311/1-d, 'Tanık veya bilirkişinin, sanık aleyhine, yalan yere tanıklık veya gerçeğe aykırı bilirkişilik ettiğinin, mahkeme kararıyla saptanması' halinde yargılamanın yenileneceğini düzenler. Bu durumda, sanığın öncelikle yapması gereken, elindeki yeni delil olan ses kaydını sunarak, yalan tanıklık yapan kişi hakkında Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunmaktır. Bu suç duyurusu üzerine açılacak ceza davasında, tanığın 'yalancı tanıklık' suçundan mahkum olması ve bu mahkumiyet kararının 'kesinleşmesi' gerekir. Yalancı tanıklık mahkumiyeti kesinleşmeden, sadece iddiaya dayanarak yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulamaz. Ancak, ceza davası delil yetersizliği dışında bir nedenle (örneğin, şikayetten vazgeçme, af, zamanaşımı) sonuçlandırılamamışsa, ceza mahkemesi bu tanığın yalan söylediği olgusunu ayrı bir kararla tespit ederse, bu tespit de yargılamanın yenilenmesi için yeterli olur. Dolayısıyla, başvurunun kabulü için kilit koşul, yalan tanıklık fiilinin ayrı bir 'mahkeme kararıyla' saptanmış olmasıdır.