Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2018/4609 E. sayılı kararında, ağır ceza mahkemesi üyesi bir hakimin, mağdur vekilinin dördüncü dereceden akrabası olduğu iddiası ele alınmıştır. Bu durum, CMK m. 22'de sayılan 'hakimin davaya bakamayacağı' mutlak yasaklılık hallerinden biri midir, yoksa CMK m. 24 uyarınca 'tarafsızlığını şüpheye düşürecek' bir sebep midir? Bu ayrımın, hakimin reddi prosedürü açısından önemi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #185358

Bu durum, CMK m. 22'de sayılan mutlak yasaklılık hallerinden biri değildir. CMK m. 22, hakimin davaya bakmasını kesin olarak yasaklayan halleri sınırlı olarak saymıştır (örneğin, suçtan kendisinin zarar görmesi, sanık veya mağdurun üstsoy, altsoy, eşi veya üçüncü derece dahil kan hısmı olması gibi). Dördüncü derece akrabalık (amca, hala, dayı, teyze çocukları) bu kapsamda değildir. Bu durum, CMK m. 24 uyarınca, somut olayın özelliklerine göre 'hakimin tarafsızlığını şüpheye düşürecek bir sebep' olarak değerlendirilebilecek bir 'nispi ret' nedenidir. Bu ayrımın prosedür açısından önemi şudur: Mutlak yasaklılık hallerinde (m. 22), hakimin kendiliğinden çekilmesi gerekir; çekilmezse tarafların talebi üzerine mutlaka reddedilir. Nispi ret nedenlerinde ise (m. 24), tarafların süresi içinde talepte bulunması gerekir ve mahkeme, bu sebebin gerçekten de hakimin tarafsızlığına gölge düşürüp düşürmediğini takdir ederek bir karar verir. Yargıtay kararında da, bu durumun tarafsızlığı şüpheye düşürecek bir hal olup olmadığına dair 'somut bir olguya rastlanmadığı' belirtilerek, tek başına akrabalığın yeterli olmadığı, tarafsızlığı etkileyen ek bir durumun (örneğin, hakim ile avukat arasında menfaat ilişkisi gibi) ortaya konması gerektiği ima edilmiştir.