Bir ceza davasında, sanığın sorgusu yapıldıktan sonra, C. Savcısı ve sanık müdafii, daha önce dinlenmesi kararlaştırılan bir tanığın dinlenmesinden 'birlikte vazgeçtiklerini' beyan etmişlerdir. Mahkeme, bu talebi kabul etmek zorunda mıdır, yoksa bu tanığı yine de dinleyebilir mi? Mahkemenin bu konudaki takdir yetkisinin sınırını 'maddi gerçeğin araştırılması' ilkesi açısından tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #185356

Mahkeme bu talebi kabul etmek zorunda değildir; tanığı yine de dinleyebilir. CMK m. 206/3, 'Cumhuriyet savcısı ile sanık veya müdafii birlikte rıza gösterirlerse, tanığın dinlenmesinden veya başka herhangi bir delilin ortaya konulmasından vazgeçilebilir' demektedir. Ancak bu hüküm, mahkemeye bir takdir yetkisi tanır, onu bağlamaz. Ceza muhakemesinin temel amacı, 'maddi gerçeğin araştırılması'dır. Bu ilke, hakime, davanın aydınlatılması için gerekli gördüğü her delili re'sen araştırma ve toplama yetkisi ve yükümlülüğü verir. Eğer mahkeme, tarafların dinlenmesinden vazgeçtiği tanığın, davanın sonucuna, suçun niteliğine veya sanığın durumuna etki edebilecek önemli bilgilere sahip olabileceğini düşünüyorsa, maddi gerçeğe ulaşma yükümlülüğü gereği bu tanığı dinlemeye karar verebilir. Mahkemenin takdir yetkisinin sınırı, davanın esasına etki etme potansiyelidir. Eğer tanığın beyanının, kararı esastan etkilemeyeceği, zaten aydınlanmış bir konuya ilişkin olduğu açıkça anlaşılıyorsa, mahkeme tarafların vazgeçme talebini kabul edebilir. Ancak en ufak bir tereddüt halinde, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ilkesi, tanığın dinlenmesini gerektirir.