Bir boşanma davasında, davacı kadın, düğünde takılan ziynet eşyalarının davalı koca tarafından bozdurulduğunu ve iade edilmediğini iddia etmektedir. Davalı koca ise ziynetlerin davacıda kaldığını savunmaktadır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, hayatın olağan akışı gereği ziynet eşyalarının kimin zilyetliğinde ve sorumluluğunda olduğu kabul edilir? Bu konudaki ispat yükü hangi tarafa aittir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #185350

Yargıtay'ın yerleşik ve istikrarlı içtihatlarına göre, evlilik sırasında kadına takılan ziynet eşyaları (kim tarafından takılırsa takılsın) kadının 'kişisel malı' sayılır. Hayatın olağan akışı gereği, bu ziynetlerin kadının zilyetliğinde ve sorumluluğunda olduğu, onun tarafından saklandığı bir 'karine' olarak kabul edilir. Bu nedenle, ziynetlerin iadesi davasında ispat yükü, kural olarak davacı kadındadır. Davacı kadın, bu karinenin aksini, yani ziynet eşyalarının kendi rızası dışında elinden alındığını, zorla alındığını veya iade edilmek üzere kocasına verdiğini, ancak geri alamadığını ispat etmekle yükümlüdür. Davalı kocanın, 'ziynetler onda kaldı' şeklindeki savunması, hayatın olağan akışına uygun olduğu için, aksini ispat yükü davacı kadına aittir. Kadın bu iddiasını tanık, belge, yemin gibi her türlü delille ispatlayabilir. Eğer kadın, ziynetlerin elinden alındığını ispatlarsa, bu kez ispat yükü yer değiştirir ve davalı koca, bu ziynetleri iade ettiğini veya kadının rızasıyla ortak ihtiyaçlar için harcandığını ispat etmek zorunda kalır.