Bir kamu görevlisi, tanıklık yapacağı konunun görevi gereği saklamakla yükümlü olduğu bir sır olduğunu düşünerek, mahkemeden HMK m. 242 uyarınca izin prosedürünün işletilmesini talep etmiştir. Mahkeme, konunun sır niteliği taşımadığına kanaat getirerek bu talebi reddedip tanığı doğrudan dinleyebilir mi? Bu durumda tanığın hukuki sorumluluğu ne olur?
Evet, mahkeme bu talebi reddedip tanığı doğrudan dinleyebilir. HMK m. 242'deki izin prosedürü, sadece tanığın 'görevleri gereğince sır olarak saklamak zorunda oldukları hususlar' için geçerlidir. Bir bilginin 'sır' olup olmadığına ve dolayısıyla izin gerekip gerekmediğine nihai olarak karar verecek olan mahkemedir. Eğer mahkeme, tanığın beyan edeceği konunun, kanunlarla veya idari düzenlemelerle korunan bir devlet sırrı veya meslek sırrı niteliğinde olmadığına, kamunun bilmesinde sakınca bulunmayan sıradan bir bilgi olduğuna kanaat getirirse, izin prosedürünü işletmeden tanığı dinleyebilir. Tanığın bu konudaki kişisel değerlendirmesi mahkemeyi bağlamaz. Bu durumda tanığın hukuki sorumluluğu ortadan kalkar. Çünkü tanık, mahkemenin emrine uyarak ve hakimin yönetimi altında ifade vermektedir. Mahkemenin 'bu konu sır değildir, beyanda bulunun' talimatına uyan bir tanığa, daha sonra sırrı ifşa ettiği gerekçesiyle cezai veya idari bir sorumluluk yüklenemez. Sorumluluk, bilginin niteliğini yanlış değerlendiren mahkemeye ait olur. Ancak uygulamada, tereddüt halinde mahkemeler genellikle izin prosedürünü işletme yolunu tercih ederler.