Bir sanık hakkında hem 'uyuşturucu madde ticareti' (TCK m. 188) hem de bu suçla bağlantılı olarak 'suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama' (TCK m. 282) suçlarından dava açılmıştır. Yargıtay'ın uygulamasına göre, uyuşturucu satışından elde edilen parayla bir ev satın almak, ayrı bir aklama suçu oluşturur mu, yoksa bu eylem ticaret suçunun doğal bir sonucu olarak mı kabul edilir? 'Öncül suç' kavramının bu konudaki önemini açıklayınız.
Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, uyuşturucu satışından elde edilen parayla bir ev satın almak, ayrı ve bağımsız bir 'aklama' suçu oluşturmaz; bu eylem, ana suç olan 'uyuşturucu ticareti' suçunun içinde erir ve onun doğal bir sonucu olarak kabul edilir. Bu yorumun temelinde 'öncül suç' kavramı ve aklama suçunun yapısı yatar. TCK m. 282'deki aklama suçunun oluşabilmesi için, öncelikle alt sınırı altı ay veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir 'öncül suçun' işlenmiş olması ve bu suçtan bir 'malvarlığı değerinin' elde edilmiş olması gerekir. Daha sonra failin, bu 'kirli' paranın yasadışı kaynağını gizlemek ve onu yasal bir görünüme kavuşturmak amacıyla çeşitli işlem ve tasarruflarda bulunması gerekir. Yargıtay'a göre, failin öncül suçtan (uyuşturucu ticareti) elde ettiği parayı sadece harcaması, saklaması veya bu parayla doğrudan mal (ev, araba vb.) satın alması, paranın kaynağını gizlemeye yönelik karmaşık bir 'aklama' fiili olarak kabul edilmez. Bu, suçtan elde edilen gelirden yararlanmadır. Aklama suçunun oluşması için, paranın bankacılık sistemi veya paravan şirketler aracılığıyla birden çok işlemden geçirilerek 'izinin kaybettirilmeye' çalışılması gibi daha karmaşık ve profesyonel eylemler aranır. Dolayısıyla, basit bir satın alma eylemi, ticaret suçunun cezası içinde değerlendirilir ve ayrıca aklama suçundan ceza verilmez.