Edimin ifasına fesat karıştırma suçu (TCK m. 236), 'özgü suç' niteliğindedir. Bu suçun işlenişine iştirak eden ancak kanunda sayılan fail (yüklenici, kamu görevlisi) sıfatını taşımayan bir kişi, örneğin bir memur, TCK m. 40/2 uyarınca 'azmettiren' veya 'yardım eden' olarak sorumlu tutulabilir. Bu kişinin 'fail' olarak sorumlu tutulmamasının hukuki dayanağı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #185330

Bu kişinin 'fail' olarak sorumlu tutulmamasının hukuki dayanağı, ceza hukukundaki 'kanunilik ilkesi' ve bu ilkenin bir sonucu olan 'özgü suç' teorisidir. Özgü (mahsus) suç, kanuni tanımında failin belirli bir sıfata (kamu görevlisi, yüklenici, hekim vb.) sahip olmasını arayan suç tipidir. TCK m. 236, failin 'yüklenici' veya 'edimin ifası sürecinde görev alan ilgili kamu görevlisi' olmasını şart koşarak bu suçu bir özgü suç olarak tanımlamıştır. TCK m. 40/2 ise, 'Özgü suçlarda, ancak özel faillik niteliğini taşıyan kişi fail olabilir. Bu suçların işlenişine iştirak eden diğer kişiler ise azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur.' diyerek bu durumu açıkça düzenlemiştir. Dolayısıyla, failin sahip olması gereken özel niteliğe (faillik vasfına) sahip olmayan bir kişi, suçun icra hareketlerine ne kadar yoğun katılırsa katılsın, kanunen 'fail' olamaz. Bu nedenle, örnekteki memur, eğer edimin kabulü sürecinde yetkili bir kamu görevlisi değilse, suça ancak azmettiren (suçu işlemeye teşvik eden) veya yardım eden (suçun işlenmesini kolaylaştıran) olarak katılabilir ve cezası buna göre belirlenir.