Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), 2937 sayılı Kanun'un 6. maddesi uyarınca 'önleme dinlemesi' yapma yetkisine sahiptir. Bu 'önleme dinlemesi' ile CMK m. 135'te düzenlenen 'adli dinleme' arasındaki temel farklar nelerdir? MİT'in önleme dinlemesi yoluyla elde ettiği kayıtlar, bir ceza davasında doğrudan delil olarak kullanılabilir mi?
'Önleme dinlemesi' ile 'adli dinleme' arasındaki temel farklar amaç, koşul ve sonuç bakımından ortaya çıkar. 1) Amaç: Önleme dinlemesinin amacı, henüz işlenmemiş ancak işlenmesi muhtemel suçları (özellikle terör, casusluk gibi devlet güvenliğine yönelik suçları) önlemek ve istihbarat toplamaktır. Adli dinlemenin amacı ise, işlenmiş bir suçun delillerini toplamak, fail veya failleri tespit etmektir. 2) Koşul: Önleme dinlemesi için 'somut bir suç şüphesi' aranmaz; 'ciddi bir tehlikenin varlığına ilişkin belirtiler' yeterlidir. Adli dinleme için ise CMK m. 135 uyarınca, katalog suçlardan birinin işlendiğine dair 'kuvvetli şüphe sebeplerinin' bulunması ve 'başka suretle delil elde etme imkanının olmaması' (son çare ilkesi) gerekir. 3) Karar Mercii: Önleme dinlemesi kararı hakim tarafından verilir ancak adli dinlemeye göre daha esnek koşullara tabidir. Hayır, MİT'in önleme dinlemesi yoluyla elde ettiği kayıtlar, bir ceza davasında doğrudan delil olarak kullanılamaz. Bu kayıtlar 'istihbari' niteliktedir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, bu bilgiler ancak bir soruşturma başlatılması için 'başlangıç şüphesi' oluşturabilir. Bu istihbari bilgiye dayanarak, CMK'daki usullere uygun olarak yeni ve hukuka uygun deliller (arama, adli dinleme, tanık beyanı vb.) elde edilirse, hükme ancak bu yeni deliller esas alınabilir. İstihbari dinleme kaydının kendisi, CMK m. 217'nin aradığı 'hukuka uygun elde edilmiş delil' şartını taşımadığı için mahkumiyet hükmüne dayanak yapılamaz.