Uyuşturucu madde kullanma suçundan (TCK m. 191) hakkında kamu davası açılmış bir sanık, yargılama sırasında tedavi olmayı kabul eder ve tedavi sürecine başlarsa, bu durum verilecek kararı nasıl etkiler? Mahkeme, bu durumda 'hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB)' kararı verebilir mi?
Evet, mahkeme bu durumda HAGB kararı verebilir. TCK m. 191'in yapısı, bu suçu işleyenleri cezalandırmaktan çok tedaviye ve topluma yeniden kazandırmaya yöneliktir. Soruşturma aşamasında savcılık tarafından uygulanan 'kamu davasının açılmasının ertelenmesi' prosedürü başarısız olmuş ve dava açılmışsa, kovuşturma (mahkeme) aşamasında da benzer bir mekanizma devreye girer. Yargılama sırasında sanığın pişmanlık göstermesi, tedavi olmak istediğini belirtmesi ve tedavi sürecine başlaması, mahkeme tarafından sanığın 'yeniden suç işlemeyeceği konusunda bir kanaat' oluşmasına (CMK m. 231/6-b) yardımcı olan önemli bir göstergedir. Eğer sanık hakkında verilecek ceza 2 yıl veya daha az ise (ki bu suçta alt sınır 2 yıldır, indirimlerle bu seviyeye inebilir) ve sanık daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamışsa, mahkeme sanığın bu olumlu tutumunu dikkate alarak HAGB kararı verebilir. HAGB kararıyla birlikte sanığa yine bir denetim süresi belirlenir ve bu süre içinde tedavisine devam etmesi gibi yükümlülükler de getirilebilir. Bu, HAGB kurumunun 'cezanın bireyselleştirilmesi' fonksiyonunun tipik bir örneğidir.