Bir işçi, iş sözleşmesinin hamileliği nedeniyle feshedildiğini iddia ederek ayrımcılık tazminatı (İş K. m. 5) talep etmektedir. İşveren ise feshin ekonomik nedenlere dayandığını savunmaktadır. İş K. m. 5'in son fıkrası uyarınca, bu davada ispat yükü nasıl dağılır? İşçinin 'ihlalin varlığını güçlü biçimde gösteren bir delil ileri sürmesi' ne anlama gelir?
İş Kanunu m. 5/7, ayrımcılık iddialarında ispat yükü kuralını, işçi lehine kolaylaştıran özel bir düzenleme getirmiştir. Normalde ispat yükü iddia edende, yani işçide iken, bu maddeye göre ispat yükü yer değiştirir. Süreç şu şekilde işler: 1) Öncelikle işçi, 'ayrımcılık yapıldığı ihtimalini güçlü bir şekilde gösteren bir olguyu' mahkemeye sunmalıdır. Bu, tam bir ispat değildir; sadece mahkemede 'acaba ayrımcılık yapılmış olabilir mi?' şüphesini uyandıracak bir karine sunmaktır. Örneğin, işçinin hamileliğini öğrendikten kısa bir süre sonra, performansıyla ilgili hiçbir sorun yokken ve yerine hemen başka biri alınarak işten çıkarılması, 'güçlü bir belirti'dir. 2) İşçi bu güçlü belirtiyi ortaya koyduktan sonra, ispat yükü 'yer değiştirir' ve işverene geçer. Bu aşamadan sonra işveren, feshin hamilelikle ilgili olmadığını, gerçekte başka bir geçerli nedene (örneğin, ispatlayabildiği ekonomik zorluklara veya işçinin performans düşüklüğüne) dayandığını ispat etmekle yükümlü olur. Eğer işveren bu ispatı yapamazsa, ayrımcılık yaptığı kabul edilir ve tazminata mahkum edilir.