Ceza yargılamasında 'delillerin ortaya konulması' (CMK m. 206) ile 'delillerin tartışılması' (CMK m. 216) aşamaları arasındaki fark nedir? Bir delil ortaya konulmuş ancak tartışılmamışsa, hükme esas alınabilir mi?
Bu iki aşama, duruşma sürecinin birbirini takip eden ancak farklı amaçlara hizmet eden iki bölümüdür. 'Delillerin ortaya konulması' (CMK m. 206), delillerin duruşma salonuna getirilmesi ve duyu organlarıyla algılanabilir hale getirilmesi aşamasıdır. Bu, tanıkların ve bilirkişilerin dinlenmesi, belgelerin ve raporların okunması, ses ve görüntü kayıtlarının izlenmesi/dinlenmesi gibi işlemleri kapsar. Bu aşamanın amacı, mahkemenin ve tarafların delilin içeriğinden haberdar olmasını sağlamaktır. 'Delillerin tartışılması' (CMK m. 216) ise, ortaya konulan tüm delillerin, iddia ve savunma makamları tarafından bir bütün olarak değerlendirildiği, delillerin gücü, birbiriyle olan ilişkisi ve ispat değeri üzerine görüşlerin beyan edildiği aşamadır. Bu aşama, savcının esas hakkındaki mütalaası ve tarafların bu mütalaaya karşı savunmaları ile gerçekleşir. Hayır, bir delil ortaya konulmuş ancak taraflara bu delil hakkında tartışma ve beyanda bulunma imkanı verilmemişse, kural olarak hükme esas alınamaz. 'Çelişmeli yargılama' ilkesi, tarafların aleyhlerine olan deliller dahil olmak üzere tüm delilleri tartışma hakkına sahip olmasını gerektirir. Sadece okunmuş veya dinlenmiş olmak, bir delilin hükme esas alınması için yeterli değildir; o delilin hukuki ve mantıki değeri taraflarca tartışılmalıdır.