Trafik kazası nedeniyle açılan bir tam yargı davasında, davalı idare (örneğin Karayolları) hizmet kusuruna dayanarak sorumlu tutulmuştur. Bu karara karşı karar düzeltme yoluna gidilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2018/1036 E. sayılı kararında, davanın 'hizmet kusuruna dayandığı, tam yargı davası olarak idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği' gerekçesiyle direnme kararının bozulduğu belirtilmiştir. Bu durum, adli yargı ile idari yargı arasındaki 'görev' uyuşmazlığını ilgilendirir. Bir davanın hangi yargı kolunda görüleceğine ilişkin bu 'görev' kuralı, davanın hangi aşamasında ileri sürülebilir ve mahkeme tarafından ne zaman dikkate alınmalıdır?
Bir davanın adli yargıda mı yoksa idari yargıda mı görüleceğine ilişkin 'yargı yolu' veya 'görev' uyuşmazlığı, kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle, taraflarca davanın her aşamasında ileri sürülebilir ve mahkeme tarafından da davanın her aşamasında re'sen (kendiliğinden) dikkate alınmalıdır. Bu bir dava şartıdır (HMK m. 114/1-b). Yargıtay HGK kararında, temyiz ve hatta karar düzeltme gibi kanun yollarının en son aşamalarında dahi bu konunun gündeme gelmesi ve kararın bu nedenle bozulması, göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğunun en net göstergesidir. Davalı idare, dava dilekçesinin tebliğinden itibaren süresi içinde görev itirazında bulunmamış olsa bile, bu hakkını kaybetmez. Mahkeme, yargılamanın sonunda dahi görevsiz olduğuna kanaat getirirse, 'görevsizlik' kararı vererek dosyayı görevli yargı koluna (örneğin idari yargıya) göndermelidir. Yargı yolu uyuşmazlıklarının nihai çözüm mercii ise Uyuşmazlık Mahkemesi'dir.