TCK m. 179/3, 'alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen araç kullanan' kişiyi cezalandırmaktadır. Bu suçun oluşumu için, kişinin sadece belirli bir promil sınırının üzerinde alkollü olması yeterli midir, yoksa ayrıca 'emniyetli sürüş yeteneğini kaybetmiş' olduğunun da ispatı gerekir mi? Bu suçun, 2918 sayılı KTK'daki idari para cezasından farkı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #185285

TCK m. 179/3'teki suç, bir 'somut tehlike' suçudur. Suçun oluşumu için kişinin sadece kanunda belirtilen promil sınırının (hususi araçlar için 0.50, ticari araçlar için 0.20 promil) üzerinde alkollü olması tek başına yeterli değildir. Ayrıca, bu alkol seviyesi nedeniyle 'emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde' olduğunun da ispatlanması gerekir. Yargıtay, genellikle 1.00 promilin üzerindeki alkol seviyelerinde bu yeteneğin kaybedildiğini bir karine olarak kabul etmektedir. Ancak bu promilin altındaki durumlarda, sanığın sürüş tarzı (zizgzag çizme, yolda duramama vb.), hal ve hareketleri gibi ek delillerle emniyetli sürüş yeteneğini kaybettiği ispatlanmalıdır. Bu suçun, 2918 sayılı KTK'daki idari para cezasından temel farkı budur. KTK'daki yaptırım (idari para cezası ve ehliyete el koyma), promil sınırının aşılmasıyla otomatik olarak uygulanan bir 'kabahat'tir ve emniyetli sürüş yeteneğinin kaybedilip edilmediğine bakılmaz. TCK m. 179/3 ise bir 'suç'tur, daha ağır bir yaptırım (hapis cezası) öngörür ve oluşumu için sadece alkol seviyesi değil, aynı zamanda bu alkolün yarattığı somut tehlike halinin (emniyetli sürüş yeteneğinin kaybı) varlığı şarttır.