HMK m. 11/1-b, 'terekenin kesin paylaşımına kadar mirasçılara karşı açılacak tüm davalarda' ölenin son yerleşim yeri mahkemesinin kesin yetkili olduğunu belirtir. Madde gerekçesinde, bu kuralın 'mirasçıların iştirak halinde mülkiyet kuralları gereğince birlikte hareket etmek zorunda oldukları haller için geçerli olacağı' belirtilmiştir. Buna karşılık, mirasçıların bir borçtan 'müteselsilen sorumlu' olduğu bir durumda, alacaklı davayı nerede açabilir? İştirak halinde sorumluluk ile müteselsil sorumluluk arasındaki farkın, yetkili mahkemenin belirlenmesine etkisini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #185283

Bu iki sorumluluk türü arasındaki fark, yetkili mahkemeyi doğrudan etkiler. 1) İştirak Halinde Sorumluluk: Tereke borçları nedeniyle mirasçılar arasında kural olarak iştirak (elbirliği) halinde sorumluluk vardır. Bu, alacaklının alacağını tahsil etmek için tüm mirasçılara birlikte dava açmak zorunda olduğu anlamına gelir (zorunlu dava arkadaşlığı). Bu durumda, HMK m. 11/1-b'deki kesin yetki kuralı tam olarak uygulanır ve dava, tüm mirasçılara karşı, sadece murisin son yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. 2) Müteselsil Sorumluluk: TMK m. 641, mirasçıların, tereke borçlarından dolayı 'müteselsilen' de sorumlu olduğunu düzenler. Müteselsil sorumluluk, alacaklıya, borcun tamamı için dilediği bir mirasçıya, birkaçına veya hepsine birden dava açma seçimlik hakkı tanımasıdır. İşte bu durumda, HMK m. 11'deki kesin yetki kuralı uygulanmaz. Çünkü alacaklı, davayı tüm mirasçılara karşı açmak zorunda değildir. Bu halde HMK'nın genel yetki kuralı (m. 6) ve özel yetki kuralları (m. 7 - dava arkadaşlarının birinin yerleşim yeri) devreye girer. Alacaklı, davayı davalılardan (mirasçılardan) herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesinde açabilir. HMK m. 11'in gerekçesi de bu ayrımı açıkça vurgulamıştır.